Sarayda harem
Padişah dairesine mensup kadınlar, hükümdarın nikâhlı aileleriyle, odalık denen cariyelerden meydana gelirdi. Cariyeler, gümrük emini vasıtasıyla dışarıdan satın alınır veya Kırım hanları tarafından takdim edilir ve ilk iş olarak Müslüman edilirlerdi.
Acemi olarak saraya alınan cariyeler, Acemi – Cariye – Şakird -Usta ve Gedikli olurdu. Gedikliler, padişahın şahsî hizmetine bakardı. Bunlardan, padişahın gönlünü çekenlere “Hasodalık” veya “İkbâl” denirdi. İkbâller arasında alâka çekenler “Başikbâl” olurdu. Başikbâl, padişahın hanımlarından birinin ölümü veya istiskale uğrayarak eski saraya geçmesiyle, “Hünkâr Hasekisi” olurdu.

Şayet ikbâllerden birisi padişahtan gebe kalırsa, münhal beklemeden hükümdarın zevceleri arasına geçer ve “Kadın” unvanını alırdı. Çocuk doğursun, doğurmasın, padişahın zevcelerine “Kadın” veya “Haseki” denir. Çocuk doğuran hasekiye bazan “Haseki Sultan” denir, başına küçük bir altın taç konurdu.
Padişahlar ölünce, doğurmamış veya erkek çocuğu küçükken ölmüş olan hasekiler, icabında devlet ricali ile evlenebilirlerdi.
Padişah annesi (Mehd-i ulyâ) veya (Vâlide-Sultan) diye anılırdı. Bunlar oğullarına «Arslanım» diye hitap ederlerdi.
Padişah ölünce, annesi ve kızları eski saraya naklolunurdu. Yeni padişahın annesi de buradan yeni saraya getirilirdi ki, buna “Beşik Alayı” denirdi. Vâ lide Sultanların “Paşmaklık” yani hasları vardı. Farklı olarak ayrıca maaş alırlardı.
Kızlarına “Sultan” denilirdi ki, padişah, emirle kızını bir kimseye verirse, o şahıs eski karısını derhal boşardı. Sultanlarla evli rical, cariye istihdam edemez ve istedikleri zaman karısını boşayamazdı.
Sultanların kızlarına “Hanım Sultan”, erkek çocuklarına da “Sultanzâde” denirdi.
Padişahın erkek çocukları, sancağa çıkana kadar sarayda kalırdı. Babaları ölen şehzadeler, “Simşirlik” denen mahalde ikamet ederlerdi. Bu yaşayışa “Kafes hayatı” denirdi. Bu hayatı süren şehzadelerin hizmetinde bulunan cariyelerden, çocuk doğarsa, bu çocuk derhal öldürülürdü.
