Nicolas Flamel 1300’lü yıllarda yaşamış Fransız simyacıdır. Hakkındaki birçok efsane arasında en ilgi çekenler, onun ölüme çare bulduğunu ve civayı altına çevirdiğini iddia eden efsanelerdir.

Nicolas Flamel özellikle Harry Potter serisi sayesinde popüler kültürde kendine önemli bir yer edinmiştir. J. K. Rowling “Harry Potter ve Felsefe Taşı” isimli kitabında Flamel’den söz etmiştir.

Dan Brown da “Da Vinci Şifresi” isimli kitabında Flamel’i Sion tarikatını yöneten büyük üstatlar listesine almıştır. (Sion Tarikatı, bin yıllık bir geçmişi olduğu iddia edilen gizli bir örgüttür.) Flamel’in dışında bu listede Leonardo da Vinci, Isaac Newton, Claude Debussy ve Victor Hugo gibi ünlü isimler de vardır.

Nicolas Flamel bizde de Ahmet Ümit’in “Beyoğlu Rapsodisi” ve Giovanni Scognamillo’nun “İstanbul Gizemleri” isimli kitaplarında kendine yer bulmuştur.

1642 – 1727 yılları arasında yaşayan ünlü bilim adamı Isaac Newton’un en büyük ilgi alanlarından biri simya idi. Simya, kimya ve sihir arası bir şeydi.

Simyacıların özellikle keşfetmek istedikleri iki şey vardı: Bunlardan bir tanesi hayat iksiriydi ve hayatı uzatmaya yarıyordu. Diğeri de felsefe taşıydı. Bu sıradan metalleri altına çeviriyordu.

Flamel kendi halinde bir sahaftı

Nicolas Flamel XIV. Yüzyılda Fransa’da, Paris yakınlarında yaşamış. Bir sahaf dükkanı varmış. Elyazması metinleri kopyalayan insanları çalıştırır, asillere yazma dersleri verirmiş. Karısıyla birlikte lüksten uzak, sade bir yaşam sürüyormuş. Nicolas Flamel zamanla simyacılığa merak salmış.

Flamel bir gece rüyasında, geniş kanatları ve görkemli bedeniyle bir melek görmüş. Melek elinde bir kitap tutuyormuş. Şunları söylemiş:

“Bu kitaba iyi bak Nicolas. Başlangıçtan ne sen ne bir başkası bu kitabın tek bir sözcüğünü, tek bir satırını bile anlamayacaksınız. Ancak gün gelecek, kimsenin okuyamadığını, sen okuyacaksın, kimsenin göremediğini sen göreceksin, kimsenin çözemediğini sen çözeceksin.”

Flamel bu rüyayı gördükten kısa bir süre sonra dükkanına bir adam gelmiş. Adam elindeki 21 sayfalık el yazması kitabı satmak istiyormuş. Flamel kitabı inceleyince bunun rüyasında gördüğü kitap olduğunu anlamış. Bu el yazmasını kaleme alan kişi Yahudi Abraham adında biriymiş.

Flamel, Yahudi Abraham’ın kitabını satın almış ve 21 yıl boyunca çözmeye uğraşmış. Ama bu son derece zor bir uğraşmış. Başa çıkamayınca, kitabın bir kopyasını çıkartıp onu çözebilecek birilerini aramaya başlamış. Flamel kitabın eski İbrani dilinde yazıldığını düşünüyormuş. Ancak o dönem Fransız Kilisesi, Yahudileri ülkeden kovduğu için onu çözebilecek birini bulamamış. İspanya’da o dönemde Yahudiler özgürce yaşayabildikleri için, Flamel de İspanya’ya gitmeye karar vermiş.

Flamel 1387’de İspanya’ya gitmiş fakat bir yıl süren seyahatinde elyazması metni çözecek kimseyi bulamamış ve Fransa’ya dönmüş. Fakat Flamel yılmamış, işe kendisi devam etmiş. Üç yıl daha kitap üzerinde çalışmış ve kitabı anlamayı başarmış. Sonrasında ise cıvayı altına dönüştürmeye başlamış. Tabii bu sayede de oldukça zengin olmuş. Fakat kazandıklarının çoğunu fakirlere, hastanelere ve kiliselere dağıtmış.

Flamel ömrünün geri kalanını simya üzerine bir kitap yazarak geçirmiş. Ölümüne kadar rahat bir yaşam sürmüş. Bir söylentiye göre Flamel, felsefe taşını bulduğu için asla ölmemiş. Felsefe taşını, seksen yaşında yitirdiği karısını diriltmek ve kendisini gençleştirmek için kullanmış.

Nicolas Flamel Bursa’da!

Flamel öldükten birkaç yüzyıl sonra Kral XIII. Louis onun mezarını açtırmış. Fakat mezar boşmuş. Daha sonra ise Flamel çifti değişik yüzyıllarda değişik ülkelerde görülmüşler. XVIII. Yüzyılda XIV. Louis, Paul Lucas isimli bir arkeoloğu Ortadoğu’ya göndermiş. Lucas Anadolu’ya gelmiş. Burada karşılaştığı bir Türk âlimi, ona Flamel çiftini tanıdığını ve onlarla Bursa yakınlarında karşılaştığını söylemiş. Yani Bursa Flamel’in görüldüğü iddia edilen son yerlerden biri olmuş.

Günümüzde Nicolas Flamel’in evi Fransa’nın başkenti Paris’te hem müze hem de restoran olarak kullanılmaktadır. Ev eskiden soyluların yerleşim yeri olan Le Marais semtinde, en yenisi üçyüz yıllık olan binaların yan yana sıralandığı bir sokakta yer alıyor. Üç katlı binanın giriş katında ‘Flamel Inn’ isimli restoran yer almaktadır.

 

Kaynak: Barış ÖZKÖK’ün 7 Ekim 2007’de Akşam Gazetesi’nde yayımlanan yazısı.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı için görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?
Aşağıdaki formu kullanabilirsiniz. Yorumunuz en kısa sürede değerlendirilip, yayımlanacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir