ABD’nin kuruluşu sırasında Virginia kadar önemli rolü olan çok az eyalet vardır. İngilizler Kuzey Amerika’da kalıcı olarak ilk kez Virginia’da Jamestown’a yerleşmişti.

1607’de İngilizler James Nehri’ndeki bir adada bulunan Jamestown’a yerleştiler. Bir efsaneye göre bu yerleşimi idare eden albay John Smith’i yerliler yakalar. Yerlilerin lideri Powhatan, albayın öldürülmesini ister. Fakat Powhatan’ın kızı Pocahontas onun affedilmesini sağlar. Daha sonra da Pocahontas, John Rolfe adında bir başka İngilizle evlenir.

Virginialılar ABD’nin kuruluşunda çok büyük bir rol oynadı. General George Washington koloni ordusunu yönetti ve ABD’nin ilk başkanı oldu. Thomas Jefferson Bağımsızlık Beyannamesi’ni yazdı ve ABD’nin üçüncü başkanı oldu. James Madison anayasanın yazılmasına yardım etti. Dördüncü başkan da o oldu. James Monroe da beşinci başkan oldu. Bu insanların hepsi de Virginia’yı kuran kişiler arasındaydı.

ABD tarihinde böyle büyük bir yeri olan Virginia eyaletinde bir zamanlar çoğu ABD’linin şimdi hatırlamak istemediği bazı olaylar yaşanmıştı.

Türklerin elinden kaçıp ABD’yi kuran adam

Kuzey Amerika’da koloniler kurmak üzere 10 Nisan 1606’da İngiltere’de iki firma kuruldu: Plymouth ve Virginia.

1607’de, Virginia’nın Kuzey Amerika’ya götürdüğü 144 İngiliz, Kral 1. James’e saygılarını göstermek için Jamestown adını verdikleri koloniyi kurdu.

Kolonicilerin başında John Smith isimli bir asker vardı. Smith çok genç bir yaşta evden kaçmış ve asker olmuştu. Macaristan’da Türklere karşı savaştı ve 1601’de savaş esiri olarak Türklerin eline geçti. Fakat kaçmayı başardı ve 1604’te İngiltere’ye döndü. Smith 1606’da ise Kuzey Amerika’ya giden bir geminin içinde yeni bir maceraya yelken açtı.

144 İngiliz tarafından kurulan Jamestown kolonisi, John Smith’in katı kuralları ile yönetiliyordu. Erkeklerin çoğu tüm zamanlarını altın aramakla geçirdiği için çiftçilikle uğraşacak kimse kalmıyordu. İleride meydana gelebilecek bir kıtlığın önüne geçebilmek için John Smith tüm erkeklerin günde dört saat çiftçilik yapmasını zorunlu hale getirdi. Smith bu kuralı “çalışmayana ekmek yok” şeklinde özetliyordu.

Smith bir kaza sonucu yaralanınca 1609’da İngiltere’ye dönmek zorunda kaldı. Onun ardından koloni en zor zamanlarını yaşadı.

Jamestown’da hastalık ve açlık hüküm sürmeye başladı. Ellerindeki az miktardaki yiyecek de tükenince insanlar kolonideki hayvaları yemeğe başladılar: atlar, köpekler ve kediler. Bunların ardından sıra farelere ve ayakkabılarını kaynatıp, yemeye geldi.

Hiçbir ümidi kalmayan bazı koloniciler kendilerine mezar kazıp, bunların içine yatarak ölümü beklemeye başladılar.

Bu dönemde kolonide bazı yamyamlık olayları görülmeye başlandı. Bunların  birinde adam, hamile karısını öldürüp parçalara böler ve bunları evin çeşitli yerlerine saklar. Kadının yokluğu farkedilince, evin içi aranır ve kadından arta kalan parçalar bulunur. Adam kendini savunmak için karısının eceliyle öldüğünü söyler. Fakat söyledikleri inandırıcı bulunmadığı için adam başparmaklarından bağlanarak bir ağaca asılır. Parmakları kopma noktasına gelince adam suçunu itiraf eder. Bunun ardından da canlı olarak yakılarak öldürülür.

Jamestown’daki yamyamlık olayları Avrupa’da da duyulmuştu. İspanya büyükelçisi, 14 Haziran 1610’da kralına yazdığı  mektupta bu olayların birinden söz etmişti: “… İngilizler yerliler tarafından kuşatıldı… İngilizler bir çatışma sırasında ölen yerliyi, iki gün sonra çıkarıp yemek üzere toprağa gömmüşler.”

 

Kaynak: Barış Özkök’ün 9 Eylül 2007 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlanan yazısı.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı için görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?
Aşağıdaki formu kullanabilirsiniz. Yorumunuz en kısa sürede değerlendirilip, yayımlanacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir