26 Ağustos 1071 Cuma günü Türk ve Bizans orduları, Van Gölü’nün kuzeyindeki Malazgirt Ovası’nda karşı karşıya geldiler. Yapılan savaşta Bizans ordusu ağır bir yenilgiye uğratıldı. Bizans’ın kurulduğu günden beri toplayabildiği en büyük ordunun önemli bir kısmı imha edilmişti. Bizans İmparatoru Romanos Diogenes esir alındı.

Malazgirt Meydan Savaşı kazanılınca, Türk milletine Anadolu’nun kapıları ardına kadar açılmış oldu. Sultan Alparslan, Emir Saltuk Bey’i Kars ve yöresinin, Emir Artuk Bey’i de Sivas ve yöresinin fethi görevlerini vermişti. Alp Arslan ölünce yerine oğlu Melikşah tahta çıktı. Bu dönemde pek çok komutan Anadolu’da mücadele etmekteydi.

1072’de Sivas ve Tokat yöresinin fethi için Danişmend Ahmed Gazi; Kemah ve Erzincan yöresinin fethi için Emir Mengüçek Bey görevlendirildi. Kendilerine fetih yerleri gösterilen beyler, Kutalmış oğullarının kumandası altında ve ona bağlı idiler. Fakat Süleyman Bey 1077’de bağımsızlığın ilân edince, beyler bağımsızlıklarını ilan ettiler. Bunlar arasınıda Emir Mengüçek Bey de vardı. Böylece Mengüçek Beyliği kurulmuş oldu.

Mengüçek Bey, Selçuklu hanedanına mensuptu

Mengüçek Beyliği’nin kurucusu Mengüçek Bey’in diğer kumandanlardan bir farkı vardı. Bu da onun Selçuklu hanedanına mensup olmasıydı. Selçukluların çift başlı bir kartal arması vardı. Bu armayı yalnız Selçuklular ve Selçuk hanedanına mensup olup da devlet kuran prensler kullanırlardı. Mengüçekler de yaptırdıkları cami ve imaretlerinin kapılarına, Selçuklu arması olan çift başlı kartal armasını koymuşlardı.  Bu durum onların hanedana mensup oluşlarının en belirgin kanıtlarından biridir.

Doğu Anadolu’da kuvvetli bir devlet kuran Mengüçek Bey, 1110’da 60-65 yaşındayken Karasu’da boğularak öldü. Rivayete göre, Emir Mengüçek Bey, bir gün kaleden inip atını nehre sürer. Mevsim ilkbahar olduğu için nehir iyice kabarmış ve delice akmaktadır. Nehrin ortasına kadar gelen Mengüçek Bey suya yuvarlanır ve boğularak ölür. Mengüçek Bey, Türk tarihinde birçok örneği bulunan bir gelenekle, sudan ölü olarak çıkarıldığı yere defnedilir.

Mengüçek Bey’in türbesi

Mengüçek Bey’in türbesi, Erzincan’ın Kemah ilçesinin 500 m. kadar kuzeyinde, Fırat’ın sağ kıyısındaki kayalık zemin üzerinde; eski bir mezarlığın içindedir. Burası önceden Kemah’ın kenar mahallelerinden biri iken, şimdi terkedilmiş vaziyettedir.

Halk arasında “Sultan Melek” olarak adlandırılan türbe, mumyalık ve sandukalık olmak üzere iki kattan meydana gelmektedir. Mumyalıkta 4 tane sanduka vardır. Bunlardan biri Mengüçek Bey’dir.

Mumyanın bulunduğu bölüm, iki demir kapıdaki 8 asma kilitle korunsa da, rica-minnet dileyen herkes anahtarları alıp içeri girmeyi başarmıştır. Tabii sanduka da durmadan açılıp, bazen meraklı gözlere, bazen de kameraların ışıklarına emanet edilmiştir. Tabutun yerli yersiz bu kadar çok açılıp kapanmasından dolayı da ceset  oldukça zedelenmiştir.

Hem Türk tarihinde hem de İslâmiyet’te mumya ve mumyacılık yoktur. Yalnız Selçuklular zamanını kapsayan bu devirde, mumyacılığın nereden ve nasıl geldiği, Selçuklu devri sultan ve beylerinden bazılarının cesetlerini neden mumyalandığını tam olarak açıklamak mümkün değildir. Fakat ortada bir gerçek vardır. Bu da Konya’da, Karaman’da, Amasya’da, Harput’ta, Kemah’ta vs. yerlerde mumyalanmış sultan ve bey cesetlerinin varlığıdır.

 

Kaynak: Barış ÖZKÖK’ün 10 Ağustos 2008 tarihinde Akşam Gazetesi’nde yayımlanan yazısı.

0 yorum yapılmış

Bu yazı için bir yorum yapın

Bu yazı için görüşlerinizi paylaşmak ister misiniz?
Aşağıdaki formu kullanabilirsiniz. Yorumunuz en kısa sürede değerlendirilip, yayımlanacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir